Evlenmeden Olmaz!
“Cumhurbaşkanı olduğunuzda ilk icraatiniz ne olacak?” diye sorsalar, benim vereceğim cevap mutlak surette gençleri evlendirmek olurdu. “Yok mu ahiret hayatının yarısını güvence altına almak isteyen?” diye tellallar çığırtırdım.
Birer sene arayla iki dostum evleniyor. Ben malum sebeplerden gidemiyorum. Her ikisi de aynı memlekette ve hemen hemen aynı tarihler, yıl farkıyla evlenmiş olmalarına rağmen. Allah yuvalarını mesut bahtiyar etsin. İşte bu arkadaşımdan birine daha evlenmeden önce okuduğum bir kitabı tavsiye etmiştim. Kitabın adı: Hz. Fatıma’nın Çeyizi. Bu kitapta; evlenirken nelere dikkat edilir? Evlenme sürecine nasıl gidilir? Nasip kısmet nasıl olur? Gibi gibi daha envai soruları okuyucuyu da sıkmadan çok güzel bir üslupla anlatıyor.
Aslında bunu gençlerden ziyade evlatlarına “Aile Yuvası” değil de “Aile Şirketi” kurmayı anlatan ve bunun gibi nasihatler veren anne babalara okuttursak daha faydalı olur. Gelenek görenek diye dinimizde, müslümanlık da olmayan nice acayip garayip batıdan gelme yanılgılarımızın olduğunun farkına varmamızı sağlayan çok güzel bir eser. İki dünya saadeti bir zevc ve zevce bulmak, onunla haklara riayet ederek hayat sürmek ne müthiş bahtiyarlık olsa gerek.
Halkımız köylerin yollarını, yeni camiileri, asgari ücrete yapacağı zammı konuştukları kadar; gençleri bu günah bataklığından, nefsin sultanığından, aileleri dağılmanın eşiğinden, karı kocaları boşanmaktan, akrabalık bağlarını nasıl kuvvetlendiririzin derdine düşmeye teşvik etsek fena mı olur? Necip Fazıl Kısakürek’in Reis Bey adlı piyesinde bir pasajla:”Yegane kurtuluşumuz herkesin herkesi affetmesindedir.” dediği yerden noktaya baksak ne olurdu? Devletin en temel yapı taşı olan aileler bencillik ve materyalist düşüncelerin pencesinde kor olup gidiyor. Atın ayağındaki nal çivisi gibi görülen bu problem ileride geri dönülmez sorunlara yol açacaktır muhakkak.
O yüzden yazıma başlarken cumhurbaşkanı olursam ilk iş gençleri yani evlenmek isteyenleri evlendiririm diyerek söze başladım.

